İzmir  TBMM Çalışmaları  Güncel  Medya  Anket  Albüm  Ziyaretler  Öz Geçmiş  İletişim
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
K.ATATÜRK 

MHP İZMİR MİLLETVEKİLİ ŞENOL BAL'IN

MECLİS KÜRSÜSÜNDEN BÜLENT ARINÇ' A TOKAT GİBİ CEVABI.
Videoyu izlemek için...     Videoyu indirmek için...

MHP GRUBU ADINA ŞENOL BAL (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri, çocuk kayıplarının nedenleri ve alınacak tedbirler konusunda -özetliyorum başlığı- çok sayıda verilmiş olan Meclis araştırma önergeleri hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı kayıp çocuk sayısını geçtiğimiz günlerde, 27 Ocak 2010 tarihinde açıkladı. 1.661 çocuk kayıp. Bu çocukların 1.016'sının kız çocuğu olduğu ifade edildi.

Değerli milletvekilleri, 2009'un ilk dokuz ayında 1.078 çocuk kayboldu. Her bölgeden çocuklar kayboluyor. Başta İstanbul, İzmir. İşte, İstanbul'da 154, İzmir'de 133, Mersin'de 84, Diyarbakır, Kayseri, Muş, Şanlıurfa, devam edip gidiyor.

Ailesinden ve devletin koruma kurumlarından zorla kaçırılan veya kandırılarak kaçırılan, kendiliğinden kaçan, kaybolan ve bulunamayan çocukların sayısı 2009'da 2'ye katlanmıştır.

Bu verilen rakamlar ailesi ve koruma altındaki kurumlardan yapılan ihbarlar neticesinde Emniyet kayıtlarına geçmiş çocuk sayısı. İhbar edilmeyenler bilinmiyor. Verilen kayıp çocuk sayısının sağlıklı olmadığını yetkililer kendileri itiraf ediyor çünkü kurumlar arasında iletişim yok, mutabakat yok.

Bu çocukların izlerine neden rastlanmıyor değerli milletvekilleri? Niye bulunamıyorlar? Bu çocuklar kimin elinde, kimlerin elinde? Ticari cinsel istismar çeteleri mi bu çocukları kaçırıyor? Uluslararası organ mafyası tarafından mı kaçırılıyorlar? Terör örgütleri mi bu çocukları kullanıyor? Suç örgütlerinin ağına mı düşüyorlar? Veya bir kısmı, sokakta yaşayan çocukların arasına mı karıştılar? Bu soruları çoğaltmak mümkün. Bu kayıp çocukları bulmak için nasıl bir yol izleniyor? Bu soruların cevabını aramak durumundayız.

Sayın milletvekilleri, biraz önce Sayın Bakan da açıkladı, dünyada her yıl 2,5 milyon çocuk kaçırılıp satılıyor, yarısı da kız çocuğu. Fuhuş ticareti, organ mafyası, uyuşturucu mafyası, suç örgütleri, terör örgütleri, dilencilik ve benzeri… Çocukların karşı karşıya olduğu tehlike çok büyük. Türkiye'de özellikle 2009 yılında artış gösteren çocuk kayıplarını bir an evvel ele alıp çözüm üretmek mecburiyetimiz var. Ailesi yanında yaşayan çocukların zorla ve hile ile kaçırılması veya evinden kaçması, yine devletin korumasındaki bakıma muhtaç çocukların barındıkları yurtlar, yuvalar ve rehabilitasyon merkezlerinden kaçması, aynı zamanda, bölge farklılıkları ve özellikleri; ayrı ayrı ele alınıp çok detaylı değerlendirilmesi gerekiyor.

Kaybolan çocuklar ile ilgili bir kayıp çocuk veri tabanımız hâlen oluşturulamamıştır, her ne kadar -Sayın Bakan biraz önce ifade etti- bir protokol imzalanmış olmasına rağmen, o protokolün metnini biliyoruz, yeterli değildir. Özellikleri, kaçırılma şekli, kaçma şekli, aile yapısı, irtibatları, takip edilecek bir sistem oluşturulmalıdır.

Kayıp çocukların yüzde 40'ının Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı kurumlardan olduğu, bu çocukların yurtlardan kaçtığı belirtilmektedir. Korunmaya muhtaç çocukların "kayıp çocuklar" durumuna düşürülmesi Sayın Bakan, bir zafiyet değil midir? Emniyet yetkilileri, kayıp çocuk sayısının sağlıklı olarak tespit edilememesinin sebebini, ailesinin kayıp çocuğu geri döndüğünde geri bildirim yapmamasına ve Çocuk Esirgeme Kurumu yurtlarından kaçan çocukların döndüğünde bildirilmemesi sonucunda güncellemeyi yapmamaya bağlıyorlar. İletişim teknolojisinin bu kadar geliştiği bir dönemde bu iletişimsizliği kabul etmek mümkün müdür sayın milletvekilleri?

Değerli milletvekilleri, hâlen kurumların ittifak ettiği "kayıp çocuk" tanımımız yok bizim yani mevzuatımızda "kayıp çocuk" tanımı yok. Bu tanım ortaya konmalıdır ve bütün kurumlarca ittifak edilmelidir. Sadece, ailenin ve koruma kurumunun ihbar ettiklerini "kayıp çocuklar" olarak nitelendiriyoruz sayın milletvekilleri. Çok önemli bir sosyal sorunumuz olan sokak çocukları kayıp değil midir? Sayılarını bilmiyoruz. Çeşitli rakamlar telaffuz ediliyor, 20 binden 200 bine kadar. Ailelerin bu çocuklar için kayıp ihbarı vermediği, kayıp çocuk verilerinden belli değil mi? Kayıp çocuklarını polise bildirmeyen ebeveynlere nasıl bir yaptırım uygulanmalı; bunu da tartışmalıyız bu komisyonda.

Davranış bozukluğu gösteren ve ailelerin bu çocuklarla baş edemediği ve ortadan kaybolduklarında memnun bile olduklarını ortaya koyan ifadeler çıkıyor karşımıza. Hiçbir ebeveynin buna hakkı olamaz. Bunu anlatmak ve dünyaya gelmesinden sorumlu olan ailelere bu sorumluluğu hatırlatmak zorunluluğumuz var. Davranış bozukluğu olan ya da ailenin bilinçsizliği, bilgisizliği nedeniyle davranış bozukluğu geliştiren çocuklarla baş edebilme, eğitebilme yöntemlerinin, ailelere, ebeveynlere eğitimi verilmek durumundadır. Ebeveynler bu konuda yönlendirilmelidir.

Değerli milletvekilleri, kayıp çocuklarımızdan belli bir kesimi, aile problemleri yaşamayan, ailesinin gözü gibi baktığı ama kandırma, hile veya zorla kaçırılan çocuklar. Aileleri açısından değerlendirildiğinde ne büyük bir acı kaynağı olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bakkala giden, top oynamaya çıkan, okula gitmek için evden ayrılan ya da sokakta, parkta oynarken kaçırılan çocuklar bir daha evlerine dönmüyor. Ailelerin yaşadığı acı ve travma hangi kelimelerle ifade edilebilir ki? Allah bu ailelere sabır versin değerli milletvekilleri ve bir an evvel yavrularına kavuşsunlar. Günler, aylar, hatta yıllar geçmesine rağmen bir haber alamamanın, umudunu yitirmeden bekleyişlerin, çırpınışların, her şeyden medet ummanın, uçan kuştan haber beklemenin, en olmayacak şekilde olaylardan pay çıkarmanın, umutları tükendikçe acılarının katlandığının yani dünyada cehennemi yaşamanın hâlidir herhâlde kayıp çocuğun ailesinin hâli, hayatı.

Sayın milletvekilleri, işsizlik yokluk demektir, yoksulluk demektir. Yoksulluk ise birçok ailenin parçalanması, çocukların sokağa düşmesi ve evden kaçan çocukların sokakta geçecek olan acımasız hikâyelerinin başlangıcıdır. Tüm dünyadakilerle değerlendirdiğimizde, sosyoekonomik seviye düştüğünde kayıp çocukların sayısında büyük artış gözleniyor. Cumhuriyet tarihinin en yüksek işsizliğinin yaşandığı, yoksulluğun boyutlarının giderek arttığı ve her konuda yoksunluğun ve yozlaşmanın yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Aileler parçalanıyor, aile içi şiddet giderek artıyor ve bu durumdan dolayı çocuklar için risk taşıyan bir ülke durumundayız. Eğer çocuklar ticaret amacı ile kaçırılıyorsa daha çok yoksul ve sahipsiz çocuklar tercih ediliyor. Çocuk nüfusumuz 23 milyon 736 bin 672. Nüfusumuzun yüzde 33'ü çocuk yani sıfır-on sekiz yaş. Güçlü aile yapımız ile geçmiş dönemlerde badireleri atlatmak daha kolayken bugün aile yapımızdaki dejenerasyon ve gerekli desteğin ailelere sağlanamaması riski artıyor. Çocuklar neden kaçırılıyor? Evet, "Dünyada çocuk ticaretinin arttığı dönemden geçiyoruz." dedik. Fidye için mi? Bu, daha çok ekonomik durumu iyi olan ailelerin çocukları için yaşandı ve yaşanıyor, çok fazla sayıda değil. Aileden intikam almak için kaçırılan çocuklar oldu. Bu acıları zaman zaman yaşadık ve yaşanıyor. Evlat edinmek isteyenler, bebekler ve ufak yaştaki çocukları kaçırıyor. Özellikle de Avrupa'da, bu, sektör hâlinde. Çocuk fuhşu, cinsel istismar, çocuk pornosu için, organ ticareti mafyası tarafından, örgütlü çeteler tarafından veya suç örgütlerinde kullanılmak, yankesicilik, gasp, hırsızlık, dilendiricilik, uyuşturucu satıcılığı için ve önemli bir konu olan terör örgütleri tarafından çocuklar kaçırılmaktadır.

Evden kaçan çocuklara baktığımızda değerli milletvekilleri, yoksulluk, evlenme vaadiyle, aile içi geçimsizlik, aile içi şiddet, sevgisizlik, ilgisizlik ve inanın söylemekten imtina ettiğim ensest ilişkiler, aile içinde veya dışında cinsel taciz, şöhret ve macera, uyuşturucu madde alışkanlıkları yüzünden, üvey anne-üvey baba, bazen okuldaki başarısızlık, bazen uyumsuzluk çocuğun evini terk etmesine, kaçmasına ve meçhule doğru yol almasına sebep oluyor ve maalesef, bu çocuklar kurban oluyor. Eğer aile kayıp olduğunu ihbar etmişse bu çocuklar aranıp bulunacaklar listesine dâhil ediliyor.

Sayın milletvekilleri "SHÇEK'ten çocuklar kaçıyor." dedik biraz önce de. Kayıp çocukların yüzde 40'ı SHÇEK kurumlarına teslim edilmiş. Bu çocuklar, ki devletin "Benim korumam altındadır." diye belgelerine kaydettiği bu çocuklar kayboluyor. Kayıp çocukların 800-900'ünü teşkil eden çocuklara neden sahip çıkamıyoruz? Bu çocuklar neden kaçıyor? Yurt koşulları mı onları kaçmaya teşvik eden, istismar mı, dayak mı, yoksa rehabilitasyon şartlarının yetersizliği mi? Bunların bir an önce tespit edilmesi gerekir. Tabii ki bu kurumlardaki bir kısım çocuk en yakınlarından duygusal, cinsel veya fiziksel istismara uğramış, psikolojik tedaviye muhtaç ve özel bir rehabiliteye ihtiyacı olan çocuklar. Bu çocukların korunması, kurumda tutulmasının kolay olduğunu da söylemiyorum. Koruma, bakım ve rehabilitasyon merkezlerinde, suça yöneldikleri tespit edilen çocukların, hem kendileri açısından hem de toplum güvenliği açısından rehabilite edilme durumları yeniden Sayın Bakan gözden geçirilmelidir ve bu çocuklar için yapılabilecek her türlü yasal ve kurumsal değişiklikler yapılmalıdır.

Sayın milletvekilleri, biraz önce sokak çocuklarından bahsettim; sokak çocukları da kayıp çocuklar olarak değerlendirilmelidir, yineliyorum bu sözlerimi. Yoksulluk başta olmak üzere çeşitli nedenlerle parçalanan ailelerin, parçalanmış olsa bile, parçalanmamış olsa bile çocuk için yaşama ortamının sağlanmadığı, ilgisiz, sevgisiz ve şiddetin kol gezdiği ailelerden kaçan çocuklarla, bir kısım yurtlardan, yuvalardan kaçan çocuklar birleşerek karşımıza sokak çocukları olarak çıkıyor. Sokak çocukları, her iki taraflı bir terk ediliş sonucunda sosyal bir yara. Hem onlar ailelerini ve yaşadıkları çevreyi terk etmiş hem de aileleri ve toplum bu çocukları terk etmiş. Bu çocukların, kısa bir süre sonra uçucu madde ve uyuşturucu madde ve uyuşturucu bağımlısı olması, hatta son zamanlarda çetelerin içine yerleştikleri biliniyor. Ömürleri çok kısa, gelecekleri yok ve kaybedecekleri de bir şey yok. Şiddet onların yaşamının bir parçası. Kendilerine acımayan bu çocukların, karşısına çıkan masum insanlara ne büyük acılar yaşattığını da biliyoruz, örnekleri basına intikal ediyor. Bu çocukları görmezden gelerek problemi çözemeyiz, problemin oluşmasını engelleyemeyiz.

Bunlar bu ülkenin çocukları değerli milletvekilleri, bunlar bizim çocuklarımız, bunlar toplum ve devlet olarak sahip çıkamadıklarımız. Bu çocukların topluma geri kazandırılması için yapılacak çalışmaların yanında, mevcuda yenilerinin eklenmesini önlemeye yönelik çalışmalar daha da önemli. Hükûmete buradan sesleniyorum: İktidarınızın geleceği için yoksullaştırmayı amaç edindiniz, insanları muhtaç duruma düşürerek oya tahvil ettiniz; bu anlayıştan vazgeçin, bunun vebali çok büyük. En az 200 bin olduğu ifade edilen sokakta çalışan çocukların sokakta yaşayan çocuklara dönüşme potansiyeli çok yüksek.

Son yıllarda çığ gibi büyüyen uyuşturucu kullanımı ve satışı, evlerden kopma, sokakta yaşamayı alışkanlık hâline getirme, suça yönelme büyük bir sosyal problem; çözmek zorundayız.

Çocuklarımızın sorununun bir kamu güvenliği sorunu olduğunu daha önce de söylemiştim, yineliyorum. Bu konu sadece polisiye tedbirlerle çözülemez. Konunun kültürel, sosyal ve ekonomik boyutu var.

Sayın milletvekilleri, çocuk kayıplarının nedenleri ve bu kayıpların önlenmesi için alınacak tedbirlerin tespiti için verilen çok sayıdaki araştırma önergesi, bir Meclis araştırmasının şart olduğunu ortaya koymuştur ve görüyoruz ki tüm Meclis bu konuda ittifak etmiştir, bundan da mutluluk duyuyoruz.

Kurulacak araştırma komisyonuna ışık tutması bakımından bazı hususlara dikkat çekmek istiyorum. Biraz önce Sayın Gaye Erbatur kayıt konusunu gündeme getirdi. Teferruata inmek istemiyorum ama kayıt meselesi çok önemli.

Yine, devletin tüm sorumlu kurum ve kuruluşlarının belirlenmesi ve aralarında bir eş güdümün sağlanması çok önemli bir adım olacaktır.

Yine, bu konuda çalışan sivil toplum kuruluşlarının belirlenmesi ve iletişim sağlanması ve hatta çocukları koruma yönünde STK'ların kurulmasının teşvik edilmesi çok önemli.

Emniyet Genel Müdürlüğünün seksen bir ilde çocuk şubesi olduğu söylendi. Evet, ülke genelinde 4 bin çocuk polisi olduğunu, biz, Çocuk İzleme Komitesinde de Sayın Başkanın Başkanlığında öğrenmiş bulunuyoruz. 3 bine yakın polisin eğitim gördüğünü biliyoruz ama kayıp çocuklarla ilgili acilen bir birim kurulmasının önemini buradan ifade etmek istiyorum. Konuyla ilgili ulusal mevzuat her yönüyle ele alınmalı.

Yine, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'yi imzaladık. Madde 35, çocuk kaçırılmasının ve çocuk satışının çocuk fuhşu ve pornografisiyle ilgili mücadele şartlarını ortaya koyuyor. Bu konuda yapılan uluslararası çalışmaları değerlendirmeliyiz ve ulusal mevzuatımızı da tekrar gözden geçirmeliyiz.

Yine biliyorsunuz sayın milletvekilleri, 2005'te Çocuk Koruma Kanunu'nu çıkardık. Çocuk Koruma Kanunu'nda eksik görülen veya uygulamada zorluğu olan maddeler, uygulayıcıların görüşlerine de başvurularak yeniden değerlendirilmeli. Örneğin, çocuk için acil koruma kararı doğru işliyor mu, işlemiyor mu, ele alınmalı.

Yine, bakınız, basınımıza da geçen, emniyet güçlerine, vatandaşlara taş atan, molotofkokteyli atan çocuklar konusunda cezayı azaltalım mı, azaltmayalım mı gibi, nasıl yargılansınlar konusunda hep konuştuk. Bir yasa geldi geri çekildi. Ama Çocuk Koruma Kanunu'na göre suça zorlanan, kendi güvenlikleri tehlike altında bulunan, ailelerinin sahiplenemediği bu çocukların devletin şefkatli kurumlarında koruma altına almak mümkün. Bu çocukların terör örgütleri tarafından kullanılmalarını önlemeliyiz değerli milletvekilleri.

Türkiye'deki iş hukuku Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeyle de uyumlu değil, bu da ele alınmalıdır.

Çocukların kaçma ve kaçırılma ihbarlarından hemen sonra ülke çapında nasıl bir alarm sistemi geliştirmeliyiz, bu komisyonda bu da tartışılmalıdır.

Eğer çocuklar organ mafyası tarafından kaçırılmış ise -her ne kadar Türkiye'de pek olmadığı söylense de- Sağlık Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla hem ülke içinde hem de dış ülkelerden hızlı ve sağlıklı bir bilgi alınmasını oluşturacak bir altyapıyı nasıl oluşturabiliriz?

Emniyet birimlerinin, otogar, istasyon ve toplu taşıma merkezlerinde yalnız görülen çocukların takibini ve denetimini yapabilecek yapıya ve teknolojiye ulaşması nasıl sağlanacaktır?

İnternet kafelerin, metruk yerlerin, okul önlerinin denetlenebilmesi konusunda uzman personelin sayısının artırılması gerekmiyor mu?

Kayıp çocuklar bölgesel özellikleri dikkate alınarak araştırılmalı değerli milletvekilleri, çünkü bölgelerin kendilerine has özellikleri var.

Okullar, aileler, aile eğitimi, çocuk eğitimi ve danışma merkezlerinde mutlaka bu eğitimler verilmeli; okul-aile iş birliği, bu konular üzerinde yoğunlaşılmalı.

Evet, bu araştırma komisyonunun yapacağı çalışmalar, kayıp çocukların sağlıklı istatistiki bilgi ve sosyoekonomik durumları, kaçma ve kaçırılma nedenleri, mevzuattaki gerekli düzenlemeler, kayıp çocukların bulunması yönünde yapılacak çalışmaların genişletilmesi, yeni kayıp çocuk oluşumunun önlenmesinde yeni tedbirlerin geliştirilmesi yönüyle ilgili kurum ve kuruluşlara tavsiye ve öneriler getirmesi bakımından çok önemlidir.

Ben, şimdiden hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

 

      Videolar
Bağlantılar
Genel
MHP
Ziyaretçiler
Toplam :   61782
Bugün :   12
Aktif :   1
Tüm Hakkı Saklıdır © 2007 www.senolbal.com.tr | Tasarım : Linear Yazılım