İzmir  TBMM Çalışmaları  Güncel  Medya  Anket  Albüm  Ziyaretler  Öz Geçmiş  İletişim
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
K.ATATÜRK 

MHP İZMİR MİLLETVEKİLİ ŞENOL BAL'IN

MECLİS KÜRSÜSÜNDEN BÜLENT ARINÇ' A TOKAT GİBİ CEVABI.
Videoyu izlemek için...     Videoyu indirmek için...

Bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen İzmir Milletvekili Şenol Bal.

 Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar) MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GRUBU ADINA ŞENOL BAL (İzmir) -

 Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 526 sıra sayılı Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

 Sayın milletvekilleri, Çukurca'da bugün vermiş olduğumuz 7 şehidimize Allah'tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı, dün de yine mayın tuzağına düşen 12 vatan evladına Allah'tan acil şifalar diliyorum.

 Sayın milletvekilleri, özellikle son yıllarda bölücü terör örgütü ve yandaşlarının eylemlerinde sahaya sürdükleri çocuk sayısı giderek artıyor. Bu eylemlerde altı-sekiz yaş grubu arası çocukların bile kullanılması gerçekten inanılmaz bir vahşet ve insanlık dışı ilkel bir anlayış. Çocukların ellerine taş, patlayıcı madde vererek sözde sonuç almaya yönelik, bu çocukları şiddet ortamına sürükleyenlerden mutlaka hesap sorulmalıdır. Bu çocukları sokağa itenler aileyse ailesine, bölücü etnik terör mensubu ve yandaşları ise onlara bunun faturası ödetilmelidir. Eylemlerde kullanılan çocuk yapısı, kontrol edilemeyen bir hâl almıştır değerli milletvekilleri. Aynı anda çeşitli bölgelerde çocuklar fütursuzca alana çıkıp, barikatlar kurup, ateş yakıp, taş atıyorlar. Bu, çocuk işi midir? Bu çocukların bu şekilde şiddet ve çatışma ortamının içinde kullanılması, panzerlerin önüne atılması, çocuk haklarına ve temelde

 insan haklarına aykırı değil midir? Son gösterilerde yakalanan çocuklar, ellerine taşların kimin tarafından verildiğini itiraf etti.

 Sayın milletvekilleri, ilk önce çocukların neden sokak eylemlerinde kullanıldığını değerlendirmezsek alınan kararlar, hafifletici cezayı içeren yasalar meseleyi çözmez, hatta daha da çözülmez bir hâle getirir. Çocuklar neden sokak eylemlerinde kullanılıyor?

 Birincisi: Bölücü terör örgütü ve onun siyasi uzantısı, devlete meydan okuma eylemlerini gerçekleştirdiği sokaklarda değişik yaş grubunu oluşturan çocuklara bir nevi kendi ilkel anlayışlarına uygun eğitim ve staj yaptırarak, terör örgütüne katılımın temelini hazırlıyor ve tabanını canlı tutuyor.

 İkincisi: Bölücü terör, kamu vicdanında duyguların sömürülmesinde çocukları biçilmiş kaftan olarak görüyor.

Üçüncüsü: Ceza kanunlarımızın çocuklar için büyüklere göre hafifletici maddeler içermesi nedeniyle, hedefe gidilen yolda çocuklar istismar edilerek etnik bölücülüğün reklamı yapılıyor.

Bir kısım yazardan stratejistlere kadar birçok sanatçısının içinde yer aldığı "Adalet Çağrıcıları" isimli bir platformun ve birçok STK'nın hiç durmadan bu çocukların cezalandırılmalarına ve yargılanmalarına karşı düzenledikleri toplantılar, acaba kimin işine yarıyor? Bu STK'lar, bölücü terör örgütünün yandaşlarıyla kol kola girerek basın toplantıları düzenliyor, güya bu çocukların haklarını savunuyor. Bir defa da bu STK ve yazarların, bu çocukları alana sürenleri kınayan, bu çocuklara taş ve molotof attırılmaması için toplantılar düzenlediğini ne gördüm ne de işittim. Bu çocukların kullanılmasını, istismar edilmesini neden kınamıyorlar, neden acaba etnik bölücülüğe dolaylı veya dolaysız destek veriyorlar? Gazete köşelerinde ahkâm kesenler, bu STK ve platformlardaki büyük insan hakları savunucuları ve oy avcılığı yapan siyasiler bu çocukların yok edildiğini, geleceklerinin karartıldığını görmüyorlar mı?

 Sayın milletvekilleri, son yıllarda, silahlı bölücü terör eylemlerine paralel olarak sokakları ve caddeleri de eylem alanı olarak seçmiş ve "sivil itaatsizlik" adını verdiği ayaklanma ve taşkınlıklarla kalkışma provaları yapılmaktadır ve bu gösterilerde çocuklar ve gençler de kullanılmaktadır.

Anayasa'mızı ve kanunlarımızı bir kenara koyalım çünkü uygulanmıyor ülkemizde, Birleşmiş Milletler 2625 sayılı Devletler Hukuku Bildirisi'nde rejimi demokrasi olan bir ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğini bozmak için bırakın terörist şiddete başvurmak herhangi bir eylem, örneğin sivil itaatsizlik bile yasaktır.

 Halkın tümünü temsil eden bir hükûmete sahip olan bir ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi birliğini tahrip edici hiçbir eylem yapılamaz.

 Soruyorum değerli milletvekilleri: Devletimiz nerededir? Bu yöremizde bu olaylar olurken koordinatör İçişleri Bakanı nasıl o koltukta oturabiliyor? Gelişmeler olağan gelişmeler midir? Neden, bu olayları önleyemediği ortadayken Sayın Bakan istifa etmiyor? Türk devletine tehdit üstüne tehdit yağdırılıyor. İçişleri Bakanının taviz verilemeyeceğini söylediği temel değerlerimiz ayaklar altında. Ne diyordu Sayın Bakan o ilk açılımın ilk günlerinde? "Hiç kimse resmî dilin Türkçe olduğunu, bayrağımızın ay yıldızlı bayrak olduğunu, millî marşımızın İstiklal Marşı olduğunu tartışmıyor." diyordu. Öyle mi Sayın Bakan? O gösteri ve yürüyüşlerde veya toplantılarda nerede bayrağımız, nerede İstiklal Marşı'mız, nerede Türkçemiz? Bölücü terör o yöre vatandaşlarımızı sindirirken, baskılarken, cam çerçeve indirirken, kepenkler zorla kapattırılırken, insanlar korkudan yürüyüşlere zorlanırken, çocuklar alana sürüklenirken, İmralı canisinin posterleri taşınıp bölücü sloganlar atılırken, paçavralar bayrak diye taşınırken devlet olarak bu eylemleri önleyemezseniz, o yörede yaşayan vatandaşlarımıza devletin varlığını ve şefkatli gücünü hissettiremezseniz niçin varsınız? Acaba, çarpık demokrasi anlayışınız yüzünden mi bunlar yaşanıyor?

 Bu yasa tasarısını ve teklifini getirirken sadece o bölgeden alacağınız oy hesabına mı kilitlendiniz?

Bu çocukların durumunu değerlendirirken sorunun sadece hukuki olmadığını görmüyor musunuz? Konunun adli, siyasi ve sosyal yönlerini enine boyuna değerlendirdiniz mi?

Bu yasanın geçmesiyle sokaklara dökülecek çocuk sayısında ve yaş ortalamasında artış olursa bunun hesabını nasıl vereceksiniz? Bu yasa tasarısı bu şekilde Meclisten çıkmamalıdır değerli milletvekilleri.

 Özellikle son bir yıldır, yıkım projesi olan açılımla etnik terör ve bölücü terör daha da palazlanmış ve daha da azmıştır, üstelik meşru hâle gelmek üzeredir.

 Valilerin münferit tedbirleri, emniyet mensuplarının top, şeker dağıtması, çocuklarla arada bir sarmaş dolaş oyun oynaması dışında ne yaptınız?

Bu konuda neyi önlediniz de, ne tedbir aldınız da şimdi yasal değişiklik yapıyorsunuz? Bölücü terör ve ona çanak tutan STK'ların istekleri ve dış baskıların neticesinde yasal değişiklik yapılmasına mı karar verdiniz?

Samimi olarak söyleyin: Siz, bu yasa değişikliğini kaldırılan el sayısının çokluğuna göre geçirdikten sonra bu sorunun çözüleceğine ve biteceğine inanıyor musunuz?

 Bu problemlerin giderek artacağı ortada değil mi sayın milletvekilleri? Bu çocukları suça yöneltenlere verilecek cezalar artırılmadıkça, bu provokatif gösteriler önlenmedikçe sorun çözümsüzdür ve giderek artacaktır çünkü istenilen budur.

 Bir yandan milletimize terörle mücadele kararlılığında olduğunun imajını vermeye çalışacaksanız, kapı kapı dolaşıp sözde çare arayacaksınız, bir yandan da açılıma devam diyerek etnik bölücülere selam çakacaksınız. Lütfen bu takiyeden vazgeçin.

 Bu kanun tasarısının 1 ve 2'nci maddeleri 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nda değişikliği öngörüyor. Bu değişiklikler çocuklardan daha çok yasa dışı gösteri yapan ve silah ve benzeri araçları üzerinde taşıyanlara af niteliğindedir. Kimi kandırıyorsunuz? Çocukların arkasına saklanarak yetişkinlerin faydalanacağı hükümleri getirerek sözde terörle mücadele edeceksiniz, öyle mi?

 Terör bitmeden, ülke yangın yerindeyken bu konuda alınacak hafifletici müeyyidelerin yanında olmayacağımızı ilan ediyoruz.

 Yaptığınız her uygulama ve verdiğiniz her taviz yenisini ortaya çıkarıyor çünkü konu insan haklarıyla ve demokrasiyle ilgili değil. Başka suçsuz, günahsız insanların yaşama hakkını, özgür olma hakkını, serbestçe mahallesinde, caddesinde gezip dolaşmasını, dükkânını bismillahla gönül rahatlığıyla açmasını engelleyen bu provokatif olaylar ve şantajlar yüzünden o yöre insanının hakları gasp edilmiyor mu? O yöre insanımız terör örgütüne mahkûm edilmiyor mu?

 O yörede çalışan kamu görevlilerinin yaşama ve özgürce görevlerini yapabilme hakkı gasp edilmiyor mu? Okuluna gitmek isteyen, hayallerini gerçekleştirmek isteyen, mahallesinde özgürce top oynamak isteyen, çocukluğunu yaşamak isteyen çoğunluk diğer çocukların hakların gasp edilmiyor mu?

Buna kimin hakkı var değerli milletvekilleri? Neden devlet vardır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız. ŞENOL BAL (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

 Kamu düzeni ve güvenliğini sağlamak için devleti idare etmesi gereken Hükûmet neredesin? Bizim güzel bir Türk atasözümüz vardır değerli milletvekilleri: "Ya devlet başa ya kuzgun leşe."

 Sayın milletvekilleri, bugüne kadar terör örgütünce bu çocukların suça itilmesine karşın hiçbir önlem almayan, azmettirenleri yakalayıp cezalandırmayan, çocukların cezalarını örgütün etki alanı dışında tam bir eğitim kompleksi hâline dönüştürerek infaz kurumlarında rehabilite ederek infaz etmeyen, çocukları ucuz bir propaganda konusu olarak düşünen bir iktidarla karşı karşıyayız.

 Bu yüzden, kararlılıkla, topyekûn terörle mücadeleyi başlatın. Türk milletine bu açılım garabetinden vazgeçtiğinizi açıklayın ve özür dileyin. Bu arada, çocuk suçluluğu meselelerini teröristlere yandaş olmayan, taraf olmayan uzmanlarla değerlendirin ve gerekli kurumları oluşturun, biz de o zaman yanınızda olalım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

      Videolar
Bağlantılar
Genel
MHP
Ziyaretçiler
Toplam :   61633
Bugün :   36
Aktif :   2
Tüm Hakkı Saklıdır © 2007 www.senolbal.com.tr | Tasarım : Linear Yazılım